DİBE VURMA ANLARINDA DEPRESYONLA SAVAŞMAK İÇİN 3 ARAÇ

yogacunewsletterekim2016

Bu hafta Amerika’da İntiharı Önleme Haftası ve The New York Times gazetesi 2016’da intihar oranının son 30 yıldaki en yüksek seviyeye ulaştığını yayınladı. Birilerinin hayatına son vermeyi seçtiği ile ilgili üzücü haberler duymak için çok uzağa gitmenize gerek yok.

İntiharı çok iyi bilirim. 16 yıl önce kendi intiharımı planlamıştım. Depresyon ve çaresizliği biliyordum ve buna son vermek istiyordum. Bir sürü modelleme ve bir sürü proses denedim ve hiçbiri işe yaramadı. Vardığım sonuç mu? Bende bir sorun olmalı!

Eğer depresyon, üzüntü ve intihar düşüncesi size yabancı değilse lütfen bilin ki umut var. Her zaman umut var. Bugün hayatım bir macera. Her sabah bir neşe ve olasılık hissiyle uyanıyorum ve hayatta olmanın hediyesi için şükrediyorum. 16 yıl önce, bunun mümkün olabileceğini bile bilmiyordum.

İşte her şeyin başlangıcı:

Her gün artan yoğun üzüntülerden, yatakta yatıp kız arkadaşım işe gittikten sonra ağlamaktan, son çıkan en moda kendine yardım metodunu denemekten yorgun düşmüştüm. Sonunda ellerimi kaldırdım ve “Evren, 6 ayın var ya da buradan gidiyorum. Kendimi öldüreceğim.” dedim. Ve samimiydim. Mücadele sona ermeliydi.
1 hafta sonra gazete okurken gözüme küçük bir ilan çarptı; “Access. Hayatın tümü bana kolaylık, neşe ve ihtişamla gelir. Shannon’ı arayın.”. Gazeteyi yere fırlatırken “Pollyanna gazeteye ilan vermiş. Kolaylık, neşe ve ihtişammış? Daha çok acılı, ızdıraplı ve kanlı!”.

Ertesi hafta tekrar ilanı gördüm. Bu sefer aradım. Telefonu Shannon açtı ve o gün benim için yepyeni bir gerçekliğin başlangıcı oldu. Shannon’la ilk seansımda her şeyi tamamen değiştirmek için kullandığım Access Consciousness® araçlarını keşfettim.
Eğer hayatınıza son vermeyi düşündüyseniz ya da şu anda düşünüyorsanız, eğer artık devam edemeyeceğinizi düşünecek kadar depresyondan bunaldıysanız, lütfen bilin ki her şey çok farklı olabilir. Kolaylık ve neşe dolu bir yaşam SİZİN İÇİN mümkün!

Umutsuzluğu bırakmak ve mutluluğu inşa etmenize yardım edecek üç araç:

  1. Sizde bir sorun olduğunu düşünmeyi ve/veya kendinizi düzeltmeye çalışmayı bırakın.

Depresif hissettiğinizde, ne kadar denerseniz deneyin o mutluluk hissini bulamayacak gibi olduğunuzda, çoğunlukla sizde bir sorun olduğuna karar verirsiniz ve çaresizce bunu düzeltmenin yollarını aramaya başlarsınız. Ya sizde hiçbir sorun yoksa? Ya düzeltilmeye ihtiyacınız yoksa?

Kendimizi yargılamak için çok fazla zaman harcarız ve hem bedenimiz hem biz yanlış ve hatalı olduğumuza inanmaya çok alışmışızdır. Bunu bırakmaya gönüllü olur musunuz? Karar verdiğiniz kadar berbat durumda olmadığınız ihtimalini değerlendirmeye gönüllü olur musunuz? Her gün şu soruyu sormayı deneyin; “Henüz anlamadığım, benimle ilgili doğru olan şey nedir?”.

Merak ediyorum da eğer sürekli kendinizi yargılamasaydınız kendinizi ne kadar hafif hissederdiniz?

  1. Anlayın ki konu doğru cevabı almak değil.

Ne kadar zamandır doğru cevap arayışındasınız? Ne kadar zamandır her şeyi düzeltecek ve değiştirecek ve tamam yapacak şeyin peşindesiniz?

Çok uzun zaman doğru cevabı aradım. Eğer doğru cevabı bulabilseydim belki de mutlu olabileceğimi düşündüm. Belki hayatım işlemeye başlayacaktı. Bundan vazgeçtiğimde her şey değişti; konu soruydu, cevap değil.

Sorular, bütün olasılıklara kapı açar. Sorular sizi hayatla, başkalarıyla ve kendinizle ilgili aldığınız tüm kararların ötesine götürür.
Sorulabilecek en muhteşem iki soru; “Bundan başka neler mümkün?” ve “ Bundan daha iyi nasıl olur?”. Her ne olursa olsun. Bu soruları sorun! Depresyonun ötesine gidebilmek için olasılığı açın. Hayatın neşeli bir kutlama olabileceği olasılığı açın.

  1. Zihinsel gevezeliğinizi temizleyin.

Zihinsel gevezeliğiniz hiç durmadan devam mı ediyor? Hiç zihninizin kapatma düğmesini bulmayı ve düşüncelerinizi durdurmayı denediniz mi? İmkânsız gibi mi görünüyor? Bir yolu var! Konu şu; duygu, düşünce ve hislerinizin % 98’i size ait değil. Onları etrafınızdaki herkesten alırsınız.
16 yıl önce, her üzgün, depresif, kızgın hissettiğimde “Bu kime ait?” diye sormaya başladım. Bu soruyu sorduğum zamanların % 98’inde hayatımda bir hafifleme olduğunu fark ettim. Neden mi? Çünkü hiçbiri bana ait değildi! Duygu, düşünce ve hisleri etrafımdakilerden alıyordum. Daha önce kimse size söylememiş olabilir ama bizler etrafımızdakilerden alan büyük birer psişik radyo alıcıları gibiyiz.

Bu tek soru, “Bu kime ait?” sorusu, kelimenin tam anlamıyla hayatımı kurtardı. Gerçek hikaye. Eğer depresyonla mücadele ediyorsanız, önümüzdeki 3 gün boyunca, ne zaman bir duygu, düşünce veya his gelirse “Bu kime ait?” sorusunu sorun. Eğer hafiflemiş hissederseniz o duygu, düşünce ve hisler kesinlikle size ait değil demektir. Bunu fark ettiğinizde, zaten ilk başta size ait olmayan şeyleri düzeltmeye çalışmanıza gerek kalmayacak.

Bir hediye olduğunuz düşüncesini değerlendirmeye gönüllü olur musunuz? Bu dünyaya bir katkı olduğunuzu görmeye gönüllü olur musunuz? Nerede olursanız olun, nasıl hissederseniz hissedin, neşe mümkün. Macera mümkün. Soru sormaya devam edin. Her zaman ve her durumda; “Bundan daha iyi nasıl olur?” ve “Bundan başka neler mümkün?”. Bu iki soru sizin için yepyeni bir gerçekliğin başlangıcı… Yaşamayı seveceğiniz bir gerçeklik.

Dr. Dain Heer

Çeviri:Tuğba Oksal

Bu yazının İngilizce aslını okumak isterseniz lütfen BURAYI TIKLAYINIZ

 

 

Facebooktwittergoogle_plusredditpinterestlinkedintumblrmail