Bedeninizin Sesini Dinlemek

june2017header

Konuk Blog İletisi – Kass Thomas

Bedeninizi dinliyor olmanız hayatınızı çok daha kolay yapabilir.

İnsanların birçoğu, bedenlerine emirler vererek ya da sürekli olarak onları yargılayarak,  kendi bedenleri ile bir monolog içine giriyorlar. Bu durum depresyona, endişeye ve özgüven eksikliğine sebep olabilir.

Ya eğer, farklı bir yaklaşım varsa?

Bedeniniz ile bir diyaloğa başlamanız, tamamen yeni bir olasılıklar dünyası açar.

Bedene sorular sormak, örneğin, bir diyaloga başlamanın ve bedenlerle kavga halinde olmak yerine onlarla ortak bir alandan hayatınızı yaratmanın kolay bir yolu. Bu doğru ve yanlış, iyi ve kötü bakış açıları gibi ayrıştırma yaratmanın ve yargılamanın ötesine gidiyor.

Hiç kendinizi; düşünceleri, hisleri ve duyguları bedeninize yansıtırken, onu detaylı olarak incelerken ve yargılarınızı temel alan sonuçları beklerken buluyor musunuz? Bunu değiştirmek 1, 2, 3 kadar kolay olabilir. İşte size başlamak için harika bir alan. Bedeninizde değil, bedeninizle konuşun.

Bedeniniz bir yoğunluğa sahip olduğu ya da rahat olmadığı hissini yaşadığı her an, paniğe kapılmak ya da savunmaya veya yargılamaya geçmek yerine, bir soru sorsaydınız nasıl olurdu?

Benim favori sorularımdan biri: “Beden, bu yoğunluk ile bana ne anlatmak istiyorsun?”

Yoğunluk veya acı, genelde tanımlandığı gibi, bedenin size bir farkındalık anlatmasının bir yolu. Eğer, bedeninizin size vermek istediği derin mesajı almaya gönüllüyseniz, o halde bir daha acıyı hiç deneyimlemeyebilirsiniz.

gtnjune2017pic

Genellikle derin mesajlar içinde bulunduğunuz çevre ile ilgilidir. Bir element, kimyasal veya sizinle ve bedeninizle uyuşmayan bir kişi… Kimi zaman bedeninizde hissettiğiniz o acılar, bir başkasının sahip olduğu acının yoğunluğu ile ilintilidir. Birisi o rahatsızlığı deneyimliyor ve sizin bedeniniz size onunla ilgili bir mesaj veriyor olabilir.

Yani, mesajı tahmin etmek yerine, ya daha fazla bilgi için sorsaydınız ayrıca ya cevabı dinlemeye başlasaydınız. Bu; siz, bedeniniz ve hayatınız için olası olanı değiştirebilir ve daha fazla kolaylığa izin verebilir miydi?

Monolog yerine diyalog, çift yönlü bir yoldur. Geliş gidiştir, bir çağrı ve cevap.

Bedeninizle daha fazla diyaloga girdiğinizde, sorular sorduğunuzda ve cevabı var oluşunuzun her bir damlası ile dinlediğinizde, bedeninizle ilişkiniz çok daha nazik ve samimi olur.

Sorular sorarak ve bedeninizin verdiği enerjetik cevapları dinleyerek bedeninizle eğlenceye kolayca başlayabilirsiniz.

Bedeninizle konuşmanın en kolay yollarından biri, ona “evet” “hayır” soruları sormaktır.

  • Cevabın “Hayır” olduğunu bildiğiniz bir soru sorun ve bedeninizde neler olduğunu gözlemleyin.
  • Cevabın “Evet” olduğunu bildiğiniz bir soru sorun ve bedeninizde neler olduğunu gözlemleyin.
  • Bedeninizin “Evet” ve “Hayır” cevapları karşısında verdiği tepkilere dikkat etmeye başlayın.

Bu sizin bedeninizin sesi; eğer sadece kendinizi onu dinlemeye yönelik olarak eğitirseniz, size hayatınızı çok daha kolay hale getirecek bilgileri veriyor.

Bir örnek vermek gerekirse:

“Bedenim oturuyor mu?” Ve “Bedenim ayakta mı?”

Bu ikisinden birinin cevabı “Evet” ve diğerinin cevabı “Hayır” olacak.

“EVET” dediğinizde ve “HAYIR” dediğinizde bedeninizde oluşan farklı hislerin olup olmadığını gözlemleyin.

Bunun pratiğini ne kadar çok yaparsanız, farklı sorular sorar ve enerjetik cevabı gözlemlerseniz, bedeninizin sesini o kadar iyi tanımlıyor ve gerçekten hayatınızı kurtaracak bir diyaloğa giriş yapıyor olacaksınız.

Ya siz ve bedeniniz birlikte, hiç sormadığınız sorulara karşılık aradığınız bütün cevaplara sahipseniz?

Bedeninizin bildiklerinin üzerindeki örtüyü açmanın eğlencesini yaşamaya gönüllü müsünüz?

Bunu deneyin! Şimdiye kadar sahip olduğunuz ama şimdiye kadar hiç kabul etmediğiniz en iyi birlikteliği keşfedebilirsiniz.

Access Beden Seminerler ve Araçları hakkında daha fazla bilgiye sahip olmak için LÜTFEN BURAYI TIKLAYINIZ. Bu konuda kitap ve daha fazla kaynağa ulaşmak için LÜTFEN BURAYI TIKLAYINIZ.

Bu blog yazısının İngilizce aslını Access Consciousness Blog Sayfasında okumak için lütfen BURAYI TIKLAYINIZ.

Facebooktwittergoogle_plusredditpinterestlinkedintumblrmail