Akışın öyle bir yerine geldik ki…

aysun13Birkaç ay önce İzmir’den bir davet aldım ve yolculuk başladı. 6 Kasım’da bir tanıtım düzenlemek üzere bir organizasyon hazırladık. Bu hazırlığı yaparken İzmir’de yaşayan arkadaşlarım ve İstanbul’da yaşayıp İzmirli olan bir arkadaşımda destek oldu. Çok büyük bir kalabalığa davet çıkardık dolayısıyla kimlerin geleceğini kestirmek çok mümkün olmadı. Tanıtımımızda ağırlıklı olarak doktorlar, terapistler, mühendisler ve kurumsal hayattan insanlar vardı. Yaklaşık 25 kişi idik ancak sanırım 100 kişiye bedel bir topluluktu. Konvansiyonel bilim ile enerji dünyası arasında bir ispat akışı şeklinde başladı sunumum. Bende sadece sorulara cevap verdim ve herkese alan olmaya çalıştım.aysun11

Akışın öyle bir yerine geldik ki artık SEÇİM zamanı idi. Ya enerjinin içeri girmesini seçecektik ya da çay-kahve içip hayatlarımızı konuşacaktık. Sunumu  yaparken de tamamen soru sorarak akışın şekillenmesine gönüllü oldum, yargıya da, eleştiriye de ve olan tüm bakış açılarına da. Bars seansını yaparken kişinin başına dokunduğumda gördüğüm frekans dalgalarını ve hareketlerini anlatıyordum. Ve bu akışın Alfa-Beta dalgaları arasındaki konvansiyonel bilimin içerikleri ile karşılaştırmasından bahsediyordum ki beklenen soru çıkageldi J doktorumuz sorusunu sordu: “Böyle bir şeyi görme ihtimaliniz nasıl olabilir ki?”

aysun12Bana müsaade ederseniz size nasıl olabileceğini göstereceğim diyerek salonun ışıklarını kapattırdım. Doktorumuzun ellerinin etrafında enerji dalgalarını bir top haline getirip dalgaları yoğunlaştırarak hissetmesini sağladım, tahminen 4-5 dakika kadar devam ettik ve sordum “ne hissediyorsunuz?”. Tüm soğukkanlılığını koruyarak, frekansları algılayabiliyorum ve şeklini hissedebiliyorum dedi. Işıkları açtık ve yüzüne bakarak gülümsedim “benim yaşadığımda buna benzer bir yolculuk, şimdi biraz daha farkındalık oluştu mu?” dedim. Gülümseyerek “evet” dedi. Her tanıtımda anlatıyorum; enerji dünyası soyut bir dünya, ispat, somut örnek, somut araç yok. Olmayacak da. Çünkü bu enerji… Geleceğin anahtarı. Hayatı rafine yaşamanın formülü. Bedenini keşfetmenin sihri. Mutluluğun mucizesi. Yüzlerce tanım yazabilirim.

Özetle; bu bir mucize. Çok şükür bu yolculuğa çıktığım güne ve bu yolculukta yolumun kesiştiği ve kesişeceği herkese.

Eyvallah…

Aysun Kaçtıoğlu

Facebooktwittergoogle_plusredditpinterestlinkedintumblrmail